Ana Sayfa Mesut Çetin Kimdir? Etkinlikler İlgilendiği alanlar Bağlantılar İletişim  
Hipnoz
Depresyon
Panik Bozukluk
Bipolar Bozukluk
Travma ve Disosiyasyon
Şizofreni
Uyuşturucu
Cinsel Sorunlar
Bunamalar
Kilo Problemleri


PSİKOSOSYAL SORUNLAR , ALKOL  VE UYUŞTURUCU  MADDE KULLANIM  SIKLIĞI ÜZERİNE 1942  KİŞİNİN KATILDIĞI  BİR ÇALIŞMA

Bu çalışma, 2400 kişinin psikososyal ve uyuşturucu madde kullanma  sorunlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirildi.  Bir uzman psikiyatrist, iki  psikiyatri asistanı tabib, iki psikolog ve iki sosyal hizmet uzmanından  aluşan  çalışma ekibi, 2400 kişiye bu amaçla  hazırlanmış bir  sorgulama formu uyguladı. Bu formlardan  uygun  doldurulmayanlar ve  boş bırakılanlar  araştırma dışı bırakılmış ve ankete uygun  ve yeterli cevabı  veren  1942 deneğe ait veriler " SPSS For  Windows 4.0" paket programına yüklenmiştir.İstatiksel değerlendirme yapılarak aşağıdaki  bulgular elde  edilmiştir.


   Grubun Sosyodemografik Özellikleri :


   Araştırma  grubun %73,1 'ini  20 yaş grubu  oluşturuyordu. Grubun %79.3 'ü bekardı.


   Doğum yerine göre  dağılımda, sıklık sırasıyla İstanbul (%5,4), Ankara  (%4,9), Adana (%4,1), Adıyaman (%3,4) ve Bursa (% 3,2) illeri ilk  beş sırayı alırken; diğer illere ait  sıklıklar Türkiye'nin nüfus dağılımına paralelik  göstermekteydi.


   Grupta, 15 yaşına kadar köylerde oturma oranı %47,4 iken ; 15  yaşından sonra 20 yaşına kadar  geçensürede bu oran %27,2'ye iniyordu. Bu oranlara ters yönde  şehirlerde oturma oranı ise %29,8'den %45,5'e çıkıyordu. Bu yükselme de rol  oynayan  faktörler olarak çalışma, eğitim vb. nedenlerle şehire göç etme gösterilmişti.


   Grubun  en büyük  bölümünü ilkokul mezunları  oluşturuyordu, bunların oranı %36,6 idi.  Aylık gelir açısından ise grubun  çoğunluğunu  alt ve  orta gelir düzeyinde bireyler oluşturuyordu. Ancak  grubun  %69,5 inde oturulan konut,  ailenin kendi mülkü idi.


   Mesleklerine göre grubun dağılımı: %19.6'sı  zanaatkar, %17,8'I işçi, %13,9'u serbest, % 5,4'ü memur, %3,1'I işsiz, %1,9'u yönetici ve %38,3'ü diğer mesleklere  sahipti.


   Hane halkı sayısı açısından; 5 kişi ve üzeri olanlar %45,2 , 5 kişi olanlar %20,2 ve 4 kişi olanlar %17,7 idi. %16,9'u 3 ve daha az sayıda hane halkına sahipti. Grupta aile tipi  genellikle "çekirdek aile " idi.  Deneklerin %26,8'I ailenin 1 nci çocuğu iken; %22,3'ü  2.nci, %18,0'I ise  3 ncü çocuğu idi.  %32,9'u ise ailenin 4.ncü yada daha küçük çocuğu durumundaydı.


   Deneklerin sivil  yaşamlarında, boş zamanlarındaki  faaliyetleri değerlendirdiğinde;  


   * dernek faaliyetlerine katılma    %5,3


   * aynı cins arkadaşlarla çıkma    %52,5


   * Karşı cins arkadaşlarla çıkma  %39,1


   * Düzenli spor yapma                  %41,6


   * Düzenli TV seyretme                 %51,6


   * Aile ile vakit geçirme                  %62,1 oranında idi.  


   Ruhsal  tedavi görenlerin oranı %21,2 iken; hastaneye yatarak  ruhsal tedavi görenlerin oranı %5,6 idi. İntihar etmeyi düşünenlerin oranı %22,3  iken; bir kere intihara teşebbüs edenler  %3,   birkaç kez intihara teşebbüs  edenler  ise %2,3  oranındaydılar.


   Dünya sağlık örgütünün   eşgüdümünden yapılan  çalışmalarda da  sağlık  ocaklarına başvuran hastalarda %23,4 oranında ruhsal bozukluk saptanmış.  Alan çalışmalarında ise bu oran %17,6 oranında  bulunurken;en sık rastlanan  rahatsızlığın %11,6 oranında depresyon olduğu belirlenmiştir.

Bizim çalışma grubumuzdaki ruhsal tedavi görme ve intihar düşünce  ve girişim  oranlarının, Türkiye örneklemi  oranları ile uyumlu kabul edebiliriz.


   Grubun ailesel özellikleri :


   Deneklerin %82,6'sının anne ve babaları sağ olup; hep birlikte yaşıyorlardı. Deneklerin  %9,6'sının babası ,%5,4'ünün  annesi  ölmüş; %1,5'inin anne ve babası ayrılmış , %0,8'inin  üvey anne ya da üvey babası vardı.


   Çocukluklarında  evde hakim  kişi açısından, grubun  %70,1'inde "anne baba birlikte", %22,4'ünde "sadece baba", %2,4'ünde "sadece anne"  idi.


   Anne baba arasındaki temel  anlaşmazlıkları değerlendirdiğimizde, sırasıyla %39,6 oranında "görüş ayrılığı" ,%35,1 oranında "parasal sorunlar",  %14,9 oranında "dinsel sorunlar" ve %10,4  oranında "alkol kullanımı sorunları" gelmekteydi.  Babaların %72,2'si hiç alkol almazken;  %9,5'u  her akşam alkol alıyordu. Alkol alan %27,8'lik  baba grubunun %10,4'ünde  alkol  kullanımının, anne baba arasında temel sorun  olması  hayli düşündürücü bulundu. Başka bir deyişle alkol kullanan her 3 babadan biri, bu nedenle eşiyle bir sorun yaşamaktaydı.  


   Baba mesleği açısından, grubun %51,4'ü serbest meslek , %16,7'si memur , %13,1'i vasıfsız işçi , %8,6'sı tüccar, %10,1'i işsiz  babalardan oluşmaktaydı. Babanın işine devamlılığı, grubun %79,2'sinde düzenli idi.

Babanın evdeki rolü açısından; grubun  %86'sında genellikle anlayışlı lider, %10,1'inde çok otoriter,

   %3,9'unda pasif olarak nitelendirilmişti.

Grubun %59'unda, anneler genellikle aşırı koruyucu olarak belirtilmişti.


   Grubun çocukluk özellikleri :

Çocukken, deneklerin %13,2'si aşırı hareketli olduklarını belirtirken; %15,9'unda çocukken  tahrip edici davranışlar mevcuttu. Tahrip edici  davranışlar %8,3'ünde kendine yönelik iken %7,6'sında  başkasına yönelik idi. Grubun %84,1'i  çocukluklarında uyumlu davranışlar içindeydi.


   Grubun çevreyle ilişkileri :


    Genelde arkadaş ve çevre ilişkilerinde; grubun  %70,2'si  işbirlikçi-uyumlu, %26,8'i  çekingen ve %3'ü çok saldırgan ve geçimsiz olarak kendilerini  tanımlamışlardır.


   Grubun ailesel özellikleri :


   Grubun %10,5'inde ailede ruhsal tedavi  görme   öyküsü vardır. Bunu %4,1 oranında baba, %3,0 oranında anne ve  %3,4 oranında kardeşler  oluşturuyordu.


   Ailede intihara teşebbüs öyküsü, grubun  %4.6'sında  vardı ve bunun %0.8'sini  baba , %1.1'ni anne ve %2.8'ni  kardeşler oluşturuyordu.


   Grubun çevreyle ilişkileri :


   Boş zamanlarını değerlendirme,  giyim  tercihi,  para harcama şekli gibi  konularda, deneklerin genel amaç ve görüşleri; ailelerinkiyle daha çok farklılık gösteriyordu.  Sigara, alkol, eğitiminin değeri, hayatta  önemli olandeğerler açısından ise  deneklerle  ailelerin görüş ve amaçları daha çok benzerlik taşıyordu.


   Grubun sigara , alkol ve uyuşturucu madde kullanma tutumları :


   Grubun  %37,6'sı  hiç sigara kullanmazken;  askerlik öncesi ve halen sigara kullananlar %49.7,  askere geldikten sonra sigaraya başlayanlar %12.7 oranındaydı.


   Sigara kullananların %51.7'sinin askerlikte  sigara kullanımını arttırdıkları saptandı.  Neden olarak ta %71.8 oranında sıkıntı,  bunalım , %15.6 oranında yalnızlık , %5.8 oranında ikram ,  %6.8 oranında  çoğunluğa uyma gösterilmiştir.


   Ailede  sigara kullanımı  açısından ;  babaların  %52.6'sı , annelerin %3.8'i , erkek kardeşlerin %23'ü,  kız kardeşlerin %1.1'i sigara kullanırken; tüm fertleri sigara kullanmayan aileler , grubun %19.6'sını  oluşturuyordu.


   Grubun %30.3'ü  hayatında hiç alkol  almamışken; %32.2'sinde sık alkol kullanımı belirtilmişti . Son 12 ay içinde hiç alkollü içki almayanlar grubun %43.2'sini oluştururken;


   40 ya da daha fazla kez kullananlar grubun % 14.8'ini  oluşturuyordu. Son 30 gün içinde alkol  almayanların oranı %76.2'iken ; 1-2 kez  kullananlar %11.8', 3-5 kez kullananlar %5.2, 6-9 kez kullananlar %2.3, 10-19 kez kullananlar %2.5, 20-30 kez kullananlar %2.1 oranında idi.  Bunların %9.0'u 15 günde bir kez , %5.6'sı haftada bir kez, %3.7'si hafta iki kez, %2.2'si haftada ikiden  fazla,  %0.9'u hergün kullandığını belirtmişlerdir.


   Son içki mahalli grubun %18.9'unda bar veya kafe, %14.1'inde ev, %11'inde sokak, park  olarak belirtilmiştir.


   Alkol  kullanmama nedenleri sıklık sırasıyla; %63.5'I "sağlığa zararlı", %54.9'u "dini  inançlara aykırı", % 43.4'ü "insanlara  zarar  veriyor"; %26.4'ü "ihtiyaç duymama", %23.3'ü "etkilerinden hoşlanmama", %22.9'u "tadını  sevmeme", % 12.9'u "çevresinin izin vermemesi", %9.9'u "bağımlılıktan korkma", %7.8'I "pahalı  olması", %6.4'ü " diğer  nedenler" olarak  belirtilmiştir. Çalışmamada grubun%70 'inin  hayatında en az 1 defa  alkollü içki  kullandığı, grubun %32.2'sinde  az veya  çok düzenli bir  alkol kullanımı bildirilmiştir. 1992 yılında yapılan bir çalışmada 2300 kişilik asker populasyonunda %38'inde  alkol kullanımı saptanmıştı. Bu çalışmada  tüm grubun %15.32'si ayda enaz 2 yada daha fazla kere alkol alırken ; bizim  çalışmamızda bu oran %21.4 'dur. Hergün yada gün aşırı  içenler ise  kıyaslanan  çalışmada tüm grubun  %2.26'sı iken ,  bizim çalışmamızda %3.1 oranda saptanmıştır.


   1997 yılında 12-65yaş grubu 1550 kişilik bir örneklemde %25.6 oranında halen alkol kullanımı, %7.9'unda geçmişte alkol kullanımı  bildirilirken; 20-24 yaş grubunda alkol kullanımının %43.3 olduğu  saptanmış. Yine 1997 yılında 3694  acemi erlerde yapılan  bir çalışmada hayatta en az bir defa  alkol kullanım oranı %31.9 olarak saptanmıştır.


   Alkol kullanım nedenleri ise sıklık sırasıyla; %66.5'i "uyuyabilmek için", %57.1'i "arkadaşları içtiği için", %56.8'i  " kendini iyi  hissetmek için", %48.2'si "sinirlendiği için",  %44'ü "rahatlamak için" , %43.1'i sorunlardan uzaklaşmak için", %42.3'ü sıkıntıdan " , % 40.3'ü "eğlenmek için", %66.8''i  "diğer nedenlerle alkol içme" olarak belirtilmiştir.  


   Alkol içmeyenler   alkolün  sağlığa ve sosyal  ilişkilere zarar verici  olduğuna dikkat çekerlerken; içenlerin  bu konuları  görmezlikten gelmeleri ve  alkolü bir eğlence aracı olmaktan ziyade bir ilaç  gibi görme  eğilimleri düşündürücüdür.


   Grubun uyuşturucu  maddeler ve  kullanımıyla  ilgili görüşleri değerlendirildiğinde;


   Grubun % 57'sinde, basında uyuşturucu maddelerle ilgili  yer alan bilgilerin  uyuşturucu maddeye olan merakı azalttığı görüşü mevcutken; %9.5'inde aksine merakı arttırdığı, %33.5'unda ise  etkilemediği görüşü vardır.


   Grubun %74.4'ü  esrarı , %70.3'ü eroini, %68.7'i kokaini, %69.6'sı tiner ve bali'yi , %43.8'I   ektaziyi , %21.2'si Akineton'u, %20.9'u LSD'yi, %"6.6'sı amfetamini, %15'I krak'ı, %13.4'ü  metadonu daha önceden duyduklarını  belirttiler.


   Grubun  %3.3'ü  uyuşturucu bir maddeyi bir kez  denediklerini, %4.8'i ise birkaç kez kullandıklarını belirttiler.

   Uyuşturucu maddeyi bir kez  deneyen  ve kullananların; ;  uyuşturucu maddeyi bulma yerleri sorulduğunda; %8.0'I yerini  gizlerken;  %2.5'I bir grup arkadaşla paylaştığını, , %2.0'ı kendinden  büyük bir arkadaşıyla  paylaştığını, %1,9'u  yaşıtlarıyla  paylaştığını, %0.2'side  aile büyükleri,  akrabalar ve tanımadığı bir yabancıdan  aldığını  belirtti.


   Bizim çalışma  grubumuzda  bulunan  uyuşturucu, %8,1'lik madde  kullanım sıklığı oranı, Türkiye'de 1995 yılında 1500 lise  öğrencisinde bildirilen %7 lik yaşam boyu  yaygınlık oranıyla uyumludur. 1997  yılında 1550

   kişilik bir İstanbul  örneklem   grubunda %4.64'ünün  uyuşturucu maddeyi  denediği yada halen kullandığı

   saptanmıştır. Yine  1997 yılında  3694 kişilik bir grupta   yapılan bir anket çalışmasında ; grubun %1.5'inin   20

   yaşa gelinceye kadar alkol ve tütün dışında  bir uyuşturucu  maddeyi devamlı kullandığı, %3.6'sının hayatında en az bir defa uyuşturucu madde  denedikleri belirlenmiştir. 1992 yılında 2300  kişilik bir populasyoda uyuşturucu madde  kullanım oranı ise %1.52 olarak  bildirilmiştir.  Yine aynı yıl 1500 lise öğrencisinde uyuşturucu  maddeyi en az bir defa  kullanma oranı %2.6'dır.


   Uyuşturucu madde kullanım oranının, çalışmadan çalışmaya değişiklik gösterse de giderek  arttığı dikkati çekmektedir.  Ayrıca yasal nedenlerle  yeterince açık cevapların alınamayacağı da düşünülmelidir. Ancak,her yıl giderek  geometrik bir artış hızı çizen  büyük miktarlarda uyuşturucu madde ele geçirilmesi, durumun  ürkütücü boyutlarını göstermektedir.


   SONUÇLAR :


   1. Tüm grubun %3.2'si  ruhsal  nedenlerle  viziteye çıkmıştır. Yaşamlarında hastanede  yatarak ruhsal tedavi görenlerin  oranı %5.6, sivilde bir  kez intihara teşebbüs edenlerin oranı %3 olarak belirlenmiştir.


   2. Grubun %15.9'u çocukken kendilerine yada  başkalarına yönelik yıkıcı-şiddet içeren  davranış gösterdiği, %13.2'si çocukken aşırı hareketli  olduğunu bildirmiştir. Grubun %3'ü kendilerini çok saldırgan ve geçimsiz olarak nitelendirmiştir. Grupta, ceza  alanların  oranı  %6.5'tur. Eğitim düzeyi düştükçe ceza alma  oranı artmakta olup, üniversite terklerde de  orta düzeyde bir  suç işleme dikkat çekici  bulunmuştur.  


   3. Grubun üçte biri hiç sigara  kullanmazken; yarısının sigara kullandığı belirlenmiştir.


   4. Ailede sigara içilmesi ile çocuklarda sigara kullanım oranlarının artmadığı, etkilenmediği  saptanırken;ntihar davranışı, alkol kullanımı, madde kullanımı konularında aileler ile  çocukları arasında doğru orantılı  bir  artış  bulunmuştur.


   5. Alkol kullananların    daha sık ceza aldıkları, daha sık viziteye çıktıkları, daha çok  sıklıkla uyuşturucu madde kullandıkları dikkat  çekici bulunmuştur.


   6. Alkol kullanımı, doğum yerine göre  sırasıyla Marmara, Ege, Akdeniz bölgelerinde  ; ülkenin  diğer  bölgelerine göre daha çok yoğunluk göstermektedir.


   7.  Uyuşturucu madde kullanım sıklığı ise  doğum  yerine göre en sık Güneydoğu Anadolu (%24.9),  daha sonra Marmara (%21.1) ve Akdeniz (%19.3)  bölgelerinde  görülmekte olup;  en az sıklığı Ege  bölgesi  (%11.7) göstermiştir. (Oranlar  yaşam boyu  prevalansı gösterir: hayatları boyunca en az birkere alkol ve tütün  dışında uyuşturucu bir maddeyi  deneme-kullanmayı gösterir. )

   8. Mesleği olanlarda alkol kullanım oranı  olmayanlara göre daha  düşük bulunurken;  uyuşturucu madde kullananlarda böyle bir ilişki  saptanamamıştır.


   9.Alkol kullanmayanların alkolün  sağlığa ve  toplumsal ilişkilere zararlarına daha  duyarlı ve bilinçli olmalarına karşın; alkol  kullananların bu duyarlılığı göstermediği ve  alkolü bir ilaç yada çare gibi görme eğilimi  içinde oldukları izlenimi edinilmesi oldukça  düşündürücüdür.